Doğumdan sonraki yaklaşık 6 haftalık süreye lohusalık dönemi diyoruz. Lohusalık genelde kadınlar arasında pek de iyi anılmayan, kaos olarak tanımlanan bir süreç olarak bahsedilir. Aslında kaotik görünmesi çok da normaldir. Yeni bir canlıyı dünyaya getirmek, yeni bir düzen kurmayı ve yeni bir alışma sürecini gerektirir. Bu da her zaman pek kolay değildir. Özellikle bu sürece bir de zorlu doğum sancılarından veya bir ameliyattan sonra başladığınızı düşünürseniz... Bir canlıyı dünya ile buluşturmak için kocaman ıkınmaların ya da zorunlu sebeplerden dolayı kesilerek dikilmenin gerektiği sancılı bir süreci yaşamak... Bedenin çok yorgun olduğu ancak bir canlıya bakacak kadar da dinç olması gerektiği bir dönem. Belki de beden ve zihnin en çok dinlenmeye ihtiyacı olduğunda en çok enerji harcadığı...Başlı başına bir kaos öyle değil mi?... Hormonlardan bahsetmiyorum bile...
Pekiii… Her kavuşma biraz sancılı değil midir? Ama
güzeldir... Her şeyiyle bir kavuşma, yaşanan tüm acılara değer... Hele ki
yavruyla kavuşulacaksa... Peki bu göze korkunç gelen bir kaosu andıran süreç
psikolojik anlamda nasıl daha iyi geçer? Bebeğinizle kavuşmanın tadını nasıl
çıkarabilirsiniz? Bu dönem bir kargaşaya dönmeden nasıl daha kolay bir hal
alır?
Bu süreci fizyolojik ve psikolojik anlamda en iyi şekilde
atlatmanın yolu öncelikle çekinmeden destek almak olsa gerek. Bazı anneler
bebeklerine tek başına bakmayı isteyebilir ve kimseye ihtiyacı olmadığını
düşünebilir elbette. Anne olduğumuzda unutmamamız gereken temel noktanın
mükemmel olmadığımız, olduğunu düşünüyorum. Bir insan olarak güçsüz kaldığımız
bir şeylere yetişmemizin mümkün olmadığı zamanlar vardır. Anne olunduğunda da
bu geçerlidir. Öncelikle bir insansınız. Elbette bir canlıya bakacak güç sizde
var ancak bu kadar zorlu bir süreci tek başınıza geçirmek zorunda değilsiniz.
Şöyle bir düşünün… Bedensel ve zihinsel olarak
yorgunsunuz. Beden kanamaya devam ediyor. Zihin karmaşalarla dolu, duygular
hormonların etkisinde... Tüm bunların arasında her şeyi üstlenmeye kalkmak
oldukça zorlayıcı olsa gerek. Çevrenizden destek almaktan istemekten
çekinmeyin. Böylece hem daha kolay kendinize gelebilir, bebeğinize daha
kaliteli vakit ayırabilirsiniz. Bedeniniz bu sayede daha çok dinlenebilir.
Sağlam bir zihin sağlam bir beden ile mümkündür. Kendinize ve bebeğinize
bakarken ev işlerinde veya bebeğin bakımında size yardımcı olabilecek kişileri
bir süre için kabul etmeniz oldukça işinize yarayacaktır. Mükemmel olmaya
çalışmanın bu dönemde size sadece bitkinlik getireceğini unutmayın. Aynı
zamanda bebeğiniz ihtiyaçlarını giderdikten sonra, dinlenmek için sadece
dinlenmek için vaktinizi kullanın.
Gelelim zihinsel olarak kendinizi nasıl daha iyi
hissedeceğinize... Çünkü zihinsel olarak bilinçli hareket edebilir süreci
yönetebilirseniz duygularınızı da kontrol altına alabilirsiniz.
Şöyle bir hayal edin... Doğum yaptınız... Herkes başka
bir şey söylüyor... Bebeğinizin beslenmesi, uykusu, gaz problemleri, giyinmesi
ile ilgili herkes fikrini paylaşıyor. Aç bu çocuk diyenler... Uykusu
varlar...Gazı ile ilgili bir sürü tavsiyeler...Kucağa alıştırma diyenler ne
istersen var... Tüm bunları duymak zihinde de bir kaos yaratıyor... Hormonların
etkisiyle duyguların da yoğun yaşanmasıyla birlikte gelen vicdan azabı, acaba
yanlış mı yapıyorum-lar, dağılan zihinler…
Bu konuda tavsiyem kendinize sadece ve sadece bir
metodu-bir kişiyi-bir kitabı veya sadece kendinizi referans almanız. Doğum
öncesi okuduğunuz ve aklınıza çok yatan bir kitabın önerilerini
uygulayabilirsiniz mesela... Ya da bebek bakımı konusunda çok güvendiğiniz birinden
bu süreçte destek alabilirsiniz. Anne-Bebek gruplarına katılarak, sorularınızı
sorup size mantıklı geleni uygulayabilirsiniz. Sadece doktorunuzu baz
alabilirsiniz... Ya da sadece süreci içinizden gelen o annelik güdüsüne,
doğallığına bırakabilirsiniz. En iyi annelik sizin içinizden gelen doğal
anneliktir. Buna bir de bilinçli ve bilgili bir anne modeli eklediğinizde
yapboz tamamlanmış olur. Yani içinizdeki anneye güvenin ve çok güvendiğiniz tek
bir referansı model alın. Böyle yaptığınızda, bir süre sonra etraftaki seslere
duyarsızlaşmaya başladığınızı göreceksiniz. Güvendiğiniz yolda ilerledikçe
etraftan söylenen hiçbir şey sizi, zihninizi ve duygularınızı ele
geçiremeyecek.
Kısacası kulakları biraz tıkamak ve her defasında
kendinizin yolunu kendinize hatırlatmak gerek. Gerekli bilgileri güvendiğiniz
yerden aldığınızda ise berrak bir zihinle beraber duygularınızın da
dinginleştiğini göreceksiniz. Kendinizi güvende hissettiğinizde kaygılarınız da
azalacak elbette...
Özetlersek, ev işlerinde ve bebek bakımında destek almayı
ihmal etmeyin. Kafanızın karışmaması için önce kendinizi sonra güvendiğiniz bir
referansı bebek bakımı konusunda temele alın. Mükemmel olmadığınızı ve olmak
zorunda olmadığınızı kendinize hatırlatın. Ve tabi ki içinizdeki anneye kulak
verin yeter...
Uzman Klinik Psikolog Eda Malkav

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder