Hamileler, emziren annelerin iyi beslenmesi bağışıklığını güçlendirmesi çok önemli. Bu dönemde uzmanların dikkat çektiği önlemlere eksiksiz uyulması ve bağışıklık sisteminin güçlü tutulması büyük önem taşıyor. Vücut direncini artırmak için de mutlaka doğru gıdalarla, dengeli bir beslenme programının uygulanması gerekiyor. Dyt. Rumeysa Kalyenci, anne adaylarının ve emziren annelerin bu dönemde tüketmeleri gereken bağışıklığı güçlendirici besinler hakkında bilgi verdi.
Bebeğin besin kaynağı annenin tükettikleridir
Hamilelik ve emzirme dönemleri, bir kadının hayatında
beslenmesine en çok dikkat etmesi gereken zamanlardır. Vücudun ihtiyaçlarını
korumak ve bebeğin büyümesini desteklemek için her gün yeterli besin alımına
ihtiyaç vardır. Gelişmekte olan bebeğin gereksinimi olan tüm kaynaklar anneden
gelmektedir.
Özellikle bu dönemde bağışıklık sisteminin güçlü
tutulması, anne adayı ve bebek için çok önemlidir. Güçlü bağışıklık sistemi,
sağlıklı bir bedene sahip olmak anlamına gelmektedir. Bu süreçte anne adayının,
kendisi ve bebeği için tüketeceği besinler; vitamin ve mineral bakımından
zengin, vücut direncini artıracak seçeneklerden oluşmalıdır.
Bu besinlerden bazıları şunlardır:
Avokado, yer elması, kırmızı pancar, tatlı patates:
Avokado iyi bir posa kaynağıdır ve özellikle bol miktarda protein içerdiği
için, bebek sağlığında oldukça büyük bir öneme sahiptir. Bunun yanında
magnezyum, B1 ve B2 vitaminleri bakımından da zengin olması, bebeğin fiziksel
ve zihinsel sağlığına oldukça yararlıdır.
Kırmızı pancar, safra asidini uyararak kabızlığa çok iyi
gelirken, yer elması içerdiği mannan şekeri ile antibakteriyel etkiye sahiptir.
Tatlı patates ise beta-karoten, C vitamini ve magnezyum içeriği ile immün
sistemi desteklemektedir.
Koyu yeşil yapraklı sebzeler
Karalahana, pazı, brokoli, kale, turp otu gibi koyu
yapraklara sahip ve yaprakları ile yenen sebzeler kalsiyumdan oldukça
zengindir. Aynı zamanda folat, A, C, E, K ve B vitaminlerinden de zengindirler
ve bağışıklığı desteklerler. Emziren annelerin bu sebzeleri pişirerek
tüketmesi, gaz yapıcı özelliklerini azaltmak için önemlidir.
Soğan, sarımsak
Soğandaki fisetin ve kuersetin, sarımsaktaki allisin gibi
fitokimyasallar bağışıklık sistemini koruyup güçlendirmektedir.
Ananas, mango, kivi, Hindistan cevizi
Kivi C vitamini içeriği ile bağışıklığı güçlendiren
meyvelerdendir. Ananas, mango ve kivi gibi meyveler sindirim enzimi desteği
sağlamakla beraber bağırsak dostudur. Hindistancevizi meyvesi ise MCT adı
verilen orta zincirli yağ asitleri ve anne sütünde de bulunan laurik asit
içeriği ile antimikrobiyaldir.
Ev yapımı yoğurt
En önemli probiyotik kaynaklarından biri ev yoğurdudur.
Aynı zamanda probiyotik öğelerin yaşamasını sağlayan prebiyotik özellik
taşıması sayesinde bağırsak sağlığında ve immün sağlığı desteklemede en önemli
öğelerin başında gelir.
Kemik suyu ve tavuk suyu
Çorbalara, ana yemeklere eklenecek kemik suyu veya
organik ya da köy tavuğu suyunun yapılarında bol miktarda bulunan jelatin,
doğal yağlar, mineraller, vitaminler, prolin, glutamin, glisin gibi
aminoasitler bağırsak duvarının onarılıp yenilenmesinde ve bağışıklık sistemini
desteklemede son derece önemlidir.
Bol su tüketimi toksinleri vücuttan uzaklaştırıyor
Su tüketimi, vücudu toksinlerden arındırmak ve
metabolizmayı canlandırmak için önemlidir. Anne adaylarının ve emziren
annelerin günlük yeterli miktarda su içmeleri toksinlerin vücuttan atılmasına,
bakterilerin ve virüslerin etkisiz hale gelmesine yardımcı olacaktır.
Hindistancevizi yağı ile gargara yapın
Anne sütünün de içerisinde bulunan laurik asit Hindistancevizinde
bol miktarda bulunmaktadır ve laurik asit antibakteriyel, antifungal ve
antiviral aktivite göstermektedir. Bu nedenle başta ağız olmak üzere sindirim
kanalı florasının patojenlerden temizlenmesi ve düzenlenmesinde etkilidir.
Sabahları uyanır uyanmaz (dişler fırçalanmadan); 1 tatlı
kaşığı Hindistancevizi yağıyla en az 5 dakika boyunca ağzınızı çalkalamak çok
sağlıklıdır. 5 dakikanın sonunda yağı tükürebilir ve dişlerinizi de
fırçalayabilirsiniz.
Sebze ve meyveleri direkt sirkeli su ile yıkamayın
Birçok sebze ve meyvede yaygın olarak kullanılan
pestisitlerin pek çoğunun aktif maddesi asidik koşullarda daha kararlı hale
gelmekte olup, direkt sirke ile yıkamak doğru bir işlem değildir.
sebze ve meyveleri sirkeli suyla yıkamak yerine, ön işlem
olarak bir süre kadar bir kap su içerisinde bikarbonat ile bekletmek ve daha
sonra sirkeli su ile bol durulama yapmak önerilebilir. Bol su ile en az 20
saniye durulamak da işlemler sırasında üzerlerinde kalan kimyasalları ve olası
enfeksiyon riskini azaltmak için etkili bir yöntemdir.
İşlenmiş, hazır ürünler, sakatatlar, kabuklu deniz
mahsulleri, konserve gıda ve abur cubur tüketiminden kaçınılmalıdır. Öğünlerin
evde ne içerdiği bilinen temiz gıdalar ile hazırlanması, hijyenik ve
besleyicilik açısından daha doğru olacaktır. Dışarıdan yemek sipariş edilmesi
gereken durumlarda ise olası bir bulaş ihtimalini önlemek için; sıcak gıdalar
tercih edilmeli, gelen siparişin paketi atılıp, yiyecek temiz bir tabağa
alınmalıdır. Eller 20 saniye yıkandıktan sonra temiz tabağa alınmış yemek
mikrodalgada tekrar ısıtılıp öyle tüketilmelidir.
Kafein tüketimini sınırlandırın
Anne adaylarının ve emziren annelerin yaşanılan yoğun
stres, uyku bozuklukları ve kaygı nedeni ile aşırı kafein tüketiminden
(çikolata, kahve, siyah çay gibi) kaçınmaları gerekmektedir. Kafein, anne günde
yaklaşık 2-3 fincan kahve veya çay tükettiğinde, anne sütünden küçük
miktarlarda bebeğe geçer ve bebeği olumsuz yönde etkilemez. Ancak çok yüksek
kafein alımı olan anne ve bebekte, sinirlilik, zayıf uyku düzenleri ve
gerginlik görülebilir.
Kaynak Milliyet Pembenar

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder