Kendi başımıza, bir insanı doğurabilmemiz
büyüleyici bir olay olmasına rağmen, bu mucizevi durumu fazla düşündüğümüz
söylenemez. Hamilelik, insanların dış etkenlere bağlı kalmadığı, türünün
devamını sürdürebildiği; oldukça kullanışlı bir yol, evrim harikasıdır.
Örnek vermek gerekirse, DNA’mızı başka bir kişiye aktarmak için bir arıya bağlı
kalmak zorunda değiliz!
İnsan hayatının ayrılmaz bir parçası olmasına rağmen, hamilelik hakkında
çoğumuzun sürpriz olarak algılayacağı; ilginç ve az bilinen gerçekler var.
İşte, Hamilelik hakkında bilinmesi gerekenler
Üçlü Ebeveyn Denemeleri
Hamilelik için gereken azami ve asgari insan sayısının iki olduğunu varsayıyoruz. Modern tıp teknolojisinde de yumurtalarınız
bir sperm donörü tarafından döllenmesi mümkün kılınmış olsa bile bunun
gerçekleşmesi için de en az iki kişiye ihtiyacımız var.
Ancak bazı yeni bilimsel denemeler, bebek yapmak için üç kişiyi kullanarak
bildiğimiz varsayımlara meydan okumakta Mitondrial replasman tedavisi olarak
bilinen prosedür, ciddi bir mitokondriyal hastalık olasılığını ortadan
kaldırmak için üçüncü bir ebeveynden mitokondri (ve böylece mitokondriyal DNA)
kullanılması temeline dayanmaktadır.
Prosedür, özellikle ABD’deki etik etkileri nedeniyle tartışmalara karışmıştır
ancak dünyadaki bazı ülkeler, denemelere devam etmektedir.
17 Aylık Hamilelik
Hepimizin bildiği gibi kadınların yaşadıkları hamilelik süreci ortalama dokuz
aydır. Bu süre kesin olmamakla birlikte, özel durumlar nedeniyle erken ya da
geç olabilmektedir.
Çin’de yaşayan Wang Shi adında bir kadın, 17 ay boyunca hamile kaldı ve halk tarafından
doğaya meydan okuyan kadın olarak isimlendirildi. Bu durumun nedeni ise
hamileyken plasenta previa tanısı almasıydı (anormal bir süre boyunca
plasentanın az geliştiği, doğum tarihinin geciktiği bir hastalık).
Geçmişte de bu duruma benzer geç doğumlar yaşanmıştır ancak hiçbiri 17 aya
kadar uzamamıştır. Şaşırtıcı bir şekilde Ağustos 2016’da doğan bebek, geciken
doğumdan dolayı etkilenmemiş olup gayet sağlıklıydı.
Erkekler de Gebeliğin Etkilerini Yaşar
Erkekler, hamilelik sürecinde yer alsalar
bile gebelik; çoğu zaman kadınların gösterdiği çaba olarak düşünülür. Hatta bu
aşamada, eşlerine duygusal destek sağlamadıkça erkeklerin biyolojik rolü
yoktur.
Ancak bazı araştırmalara göre erkekler, eşleri hamileyken sempatik hamilelik
olarak bilinen bir durum sonucunda fiziksel semptomlar yaşayabilmektedir.
Eşlerinin hamileliği sırasında; mide bulantısı, karın ağrısı, kramplar, diş
ağrısı ve sırt ağrıları gibi semptomlar geliştirebilmektedir.
Doktorlar ve araştırmacılar bu duruma bir süredir alışık olsalar bile bilim
yaşanan semptomların nedenini tam olarak anlamlandıramamaktadır. Şu anda tıbbi
olarak tanınan bir durum olmasa da nedeni araştırılmaya devam edilmektedir.
Uzun Boylu Kadınlarda İkiz Bebek Doğurma
İhtimali Daha Yüksektir
Kadınların, ikiz veya daha fazla sayıda bebek doğurma şansı oldukça zayıftır.
Günümüzde, bir doğumda kaç çocuğumuz
olacağını doğrudan kontrol etmenin bir yolu ise henüz bulunmamaktadır.
Yapılan araştırmalara göre böyle bir yöntemin bulunması ile birçok ebeveynin
bir çocuğa sahip olmayı isteme ihtimalleri daha yüksek olurdu. Çünkü ikiz
bebeklere sahip ebeveynler, çocuklarının her ikisini de eşit bir şekilde
seviyor olsalar bile ek maliyet ve sorumluluk birçok ebeveynin gözünü
korkutmaktadır. Yine de ikizleriniz olup olmadığını etkileyebilecek en az bir
kanıtlanmış faktör var: uzun boylu olmak! (en azından kadınlar için)
Bir araştırmaya göre, uzun boylu kadınların, ikizlere gebe kalma şansı daha
yüksektir. Bir başka çalışma ise süt ürünleri tüketen kadınların ikizlere gebe
kalma ihtimalinin, diğer kadınlara göre beş kat daha fazla olduğunu
göstermektedir.
Çifte Gebelik
Bilime göre bir kadının herhangi bir zamanda, en fazla bir defa hamile kalabileceği
düşünülmektedir. Bu doğrultuda insanlar, hamile kaldıklarında başka bir
gebeliğin gerçekleşmesini beklemedikleri için doğum kontrol hapı
kullanmamaktadır.
Bilimin belirttiği bilgi doğru olmakla birlikte, kadınların hamileyken hamile
kalma oranları nadir vakalar arasındadır.
Bir kadın hamile kaldığında; vücudumuzun, doğmamış bebeğe alabileceği tüm
kaynakları sağlamak için yumurtlamayı kapatması gerekir. Serviksin içindeki bir
mukus tıkacı, daha fazla spermin uterusa girmesini engellerken kalınlaşmış
astarı da başka döllenmiş yumurtanın tutunmamasını sağlamaktadır.
Nadir durumlarda bu mekanizmalar bir nedenden ötürü işe yaramamakta ve
gebelikle sonuçlanmaktadır. Bu durumun nedeni hala gizemini korumaktadır. Bazı
tıbbi anormalliklerden mi, yoksa kadın bedeninin macera hissetmek için
yaptığını mı belirlemek için daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir.
Orgazmlar Doğum Sırasında Ağrı Kesici
Olabilir
Dişi orgazm, cinselliğin en gizemli kısımlarından biridir ve hala neden var
olduğu hakkında çok az fikrimiz bulunmaktadır.
Kadınlarda bu an her zaman seks ile ilgili değildir. Çünkü kadınlar egzersiz
gibi sıradan şeylerden de orgazm olduklarını bildikleri için bu durum
bilinmezlikleri daha da derinleştirmiştir.
Yine de çoğumuzun bilmediği şey, bazı kadınların doğum sırasında orgazmı
yaşamasıdır. Bu durum olmasını beklediğiniz son yer olabilir.
Nedeni tam olarak anlamlandırılamamış olsa da gizemden kaçmak yerine, son
zamanlarda bazı kadınlar doğum ağrısını köreltmek için orgazm kullanmayı
seçmektedir.
Kuşkusuz, bunun için bazı garip manevralar (örneğin, doğum sancısı sırasında
mastürbasyon) gerekmektedir ancak en azından doğumun acısına yardımcı
olmaktadır.
Hamilelik Hafıza Sorunlarına Neden
Olmaktadır
Hamile olan birçok kadının söylediği gibi hamilelikle birlikte hafıza sorunları
da meydana gelmektedir. Bu süreçte çoğu kadın, düzenli gittiği yerleri
unuttuğunu, günlük işler yaparken genellikle işleri atlayarak boşluk
bıraktığını ifade etmektedir. Peki bütün bu durumlar neden oluyor?
Bilime göre bu durumun mantıklı bir nedeni var. Araştırmalar, hamilelik
sırasında salgılanan hormonların; beynin anlamadığımız şekillerde değişmesine
neden olabileceğini ve etkilerinden birinin bellek sorunları olduğunu
göstermektedir.
Araştırmacılar, hangi hormonların bundan sorumlu olduğunu tam olarak
söyleyemeseler de hamile kadınların mekansal hafıza testlerinde diğerlerine
göre çok daha kötü olduğu bulundu.
Ayrıca bu kadınlarda daha yüksek kaygı düzeyi ve daha düşük ruh hali vardı.
Açık olmak gerekirse bellek sorunları tüm hamile kadınları etkilememektedir
ancak etkiler özellikle onları deneyimleyen kadınlar arasında belirgindir.
Doğum Sancısını Başlatmak için Meme Ucu
Uyarma
Eski eşlerin masallarını dinleyin veya sadece internette arama yapın ve
hamileliğin son aşamalarında doğum sancısını meme ucunu uyararak nasıl
başlatabileceğiniz konusunda birçok öneri bulacaksınız.
Bu öneriler aradığınız kaynağın doğruluğuna bağlı olarak “sadece seks yap”
ya da “limon ye” gibi saçma öneriler de olabilmektedir.
Şu an itibariyle, bildiğimiz kadarıyla doğum sancısını başlatmak için bilimsel
olarak kanıtlanmış çok az yol vardır. Bunlardan biri ise meme uçlarını
uyarmaktır.
Listenin çoğu başlığında olduğu gibi, bu konunun nedenini tam olarak
bilmiyoruz.
Çünkü bu durumun arkasındaki mekanizmayı
etkili bir şekilde anlamak için daha büyük ölçekli çalışmalar yapılması
gerekmektedir.
Japonya’daki araştırmacılar tarafından yapılan 2018 tarihli bir araştırma, meme
uçlarını üç gün boyunca günde bir saat uyaran geç dönem gebe kadınların,
tükürüklerinde daha yüksek oksitosin seviyelerine sahip olduğunu buldu. Üçte
birinden biraz fazlası ise çalışmanın 72 saati içinde doğum yaptı.
Bebek Anneyi Güçlendirir
Bir kadının anne olarak rolü, gerçek doğumdan çok önce başlamaktadır. Vücudu
yaklaşık dokuz aylık bir süre boyunca bebeğin dünyaya gelmeden önce ihtiyaç
duyduğu tüm besin maddelerine ve bağışıklığa sahip olmasını sağlamaktadır.
Bebeğin, rahimde başına gelen her şeyin sonraki yaşamında uzun süre devam eden
etkileri vardır.
Bebek de anneye çeşitli şekillerde yardımcı olduğu için bu ilişki tam olarak
tek yönlü değildir. Birincisi, vücudun önceden uyuyan kısımlarını aktive eder
(meme bezleri gibi). Daha da önemlisi, bebek; zaman zaman anneye zarar veren
dokuları ve yaraları onarmak için anne vücuduna kök hücreler göndermektedir.
Bu durum henüz şüphesini devam ettiren kanıtlanmayan bir bilgidir. Bazı
araştırmalar, annenin kan dolaşımına giren fetal hücrelerin, annenin hayatının
geri kalanında orada kalabileceğini ileri sürmektedir.
Bebekler Rahimde Mimikleri Uyguluyor
Evrim sayesinde yüzlerimiz, çok çeşitli duyguları ifade etmede inanılmaz
derecede iyidir. Kaşlar, gözler, dudaklar ve burun gibi yüz özellikleri; günlük
yaşamlarımızda en basit duygulara bile anlam kazandırabilmektedir.
Birçoğumuz mimikleri kontrol etmeyi, hayatın daha ileri yıllarında
öğrendiğimizi düşünmektedir. Durham’dan araştırmacılar tarafından yapılan bir
çalışma, anne karnındaki bebeklerin; rahimde basit bir şekilde gülme ve
ağlamadan daha karmaşık, burun kırışmasına kadar pek çok yüz ifadesi yapabildiklerini
gösterdi.
Araştırmaya göre mimiklerin nedeni bu duyguları gerçekten hissetmeleri de
olabilmektedir. Buna rağmen araştırmacılar, doğduktan sonra çeşitli
duyguları nasıl ifade edilebileceğini öğrenmenin aslında beynin yerleşik
mekanizması olduğuna inanmaktadır.
Kaynak Beyinsizler.net

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder